Bir başka WordPress sitesi

Tekir: “İktidar, ‘görme ve işitme kaybı’ yaşıyor”

13

Saadet Partisi Genel Başkan Vekili  Sabri Tekir, gündeme dair açıklamalarda bulundu. Tekir açıklamasında şu ifadelere yer verdi:

“Değerli basın mensupları, muhterem arkadaşlar ve ekranları başında bizleri takip eden kıymetli vatandaşlarımız; basın toplantımıza gösterdiğiniz ilgi ve alaka için hepinize teşekkür ediyorum.

Özdemir Bayraktar’ın Vefatı ve Muhtarlar Günü

Basın toplantımıza öncelikle dâr-ı bekâya irtihal eden ve yerli savunma sanayimiz için SİHA, İHA gibi ciddi çalışmalara imza atan, savunma teknolojisinde ülkemize uluslararası düzeyde yeni bir pozisyon kazandıran Özdemir Bayraktar Bey’e camiamız adına bir kez daha Cenâb-ı Hak’dan rahmet dileyerek başlamak istiyorum.

Bayraktar ailesine ve yakınlarına sabır ve başsağlığı diliyoruz. Allah mekanını cennet, makamını âli eylesin.

Ayrıca; devletimiz ve milletimiz arasında köprü görevi üstlenen, mahalle ve köylerimizde millet iradesinin mihenk taşı olan, demokrasimizin geleneksel işleyişinde, yerel yönetimler ve kamu yönetiminde gördükleri işlevleri ile  önemli bir yere sahip  muhtarlarımızın 19 Ekim Muhtarlar Günü’nü de tebrik ediyoruz.

19 Ekim Muhtarlar Günü vesilesiyle; Saadet Partisi olarak, muhtarlarımızın sorunlarının çözümünün demokrasinin özü  için gerekli olduğu bilinciyle mücadele etmeye kararlı olduğumuzu bir kez daha ifade ediyoruz.

Aiya İzzetbegoviç’in Vefat Yıl Dönümü

Muhterem arkadaşlar, kıymetli basın mensupları;

Bildiğiniz gibi, dün vefatının 18. yıl dönümü olan Bosna-Hersek’in ilk Cumhurbaşkanı Bilge Başkan Aliya İzzetbegoviç’i de bir kez daha saygı ve rahmetle anmak istiyoruz.

Aliya İzzetbegoviç ülkesi ve insanı için yürüttüğü özgürlük mücadelesi ile insanlık tarihinin en önemli devlet adamlarından biri olarak tarihe geçmiştir. Yani, O yüzü ak, alnı ak bir özgürlük mücadelesi kahramanı idi.

Bugün bu vesileyle; “Biz de zalimlerden olursak, zulme karşı savaşmamızın bir anlamı kalmaz”, “Ve her şey bittiğinde, hatırlayacağımız şey; düşmanlarımızın sözleri değil, dostlarımızın sessizliği olacaktır.” diyen Özgür Bosna Hersek’in mimarı, bilge insan, büyük lider Aliya’nın şu sözlerini siyaset ve devlet adamlarımıza ışık tutacağı ümit ve arzusu ile, sizlerle paylaşmak istiyorum:

“Bir kelimeyi hiç aklınızdan çıkarmayın: Devlet. Devletin ne kadar önemli olduğunu hepimiz idrak etmeliyiz. Devletsiz bir millet boşluğa düşer, rüzgarda savrulup gider.”

“İktidara gelirseniz, hal ve hareketlerinize dikkat edin. Kibirli olmayın, kendini beğenmişlik etmeyin. Size ait olmayan şeyleri almayın, güçsüzlere yardım edin ve ahlak kurallarına uyun. Unutmayın ki sonsuz iktidar yoktur. Her iktidar geçicidir ve herkes, er veya geç, önce milletin ve nihayet Allah`ın önünde hesap verecektir.”

İşte iktidarda bulunanlar başta olmak üzere, iktidara talip ve namzet olan herkes için düstur mahiyetinde çok kıymetli cümleler…

Kendisini rahmetle, hürmetle ve özlemle yâd ediyoruz…

“Bir Zam Daha Geldi”

Değerli arkadaşlar;

Son yıllarda her zaman gündemin başında yer alan ekonomik konular,   ne yazık ki gündemdeki yerini korumakta, ekonomideki kötü gidişat sürdüğü müddetçe de bu durum devam edecek gibi görünmektedir.

Her geçen gün artan hayat pahalılığı, yüksek enflasyon, yüksek döviz kuru, yüksek borç yükü ve yüksek işsizlik sarmalından ülke ekonomisi maalesef bir türlü kurtulamamaktadır. Bu sarmalın kronik hale gelmesi ise ülkenin bağımsızlığı için potansiyel bir tehdit oluşturabilecektir. Korkumuz ve endişemiz bu yöndedir.  

Başka bir deyişle, yapılan hatalarda ısrar edilmesinin, üzülerek ifade ediyoruz, hatta bazı yanlışlıkların bilerek ve isteyerek tekrar edilmesinin maliyeti giderek katlanacak ve tahammül edilemez hale gelebilecektir.

Her yeni güne yeni bir umutla uyanmak yerine, her yeni güne yeni bir zamla uyanıyor ve her gece yarısı yeni bir zam haberi alıyoruz…

Bir ürüne gelen zam haberinin akabinde aynı ürüne hemen ikinci bir zam haberi geliveriyor. Gübrede ve akaryakıtta olduğu gibi.

Zannederim, son zamanlarda basında en çok atılan haber başlıkları;  “zamla ilgili başlıklar” olsa gerek.

Ve iş başında bulunanlar bu ekonomi ve dış politikalarını  devam ettirdikleri  sürece bu zamların ardı arkası hiç kesilmeyecek gibi görünmektedir.

“İğneden ipliğe her şeye zam” cümlesi bugüne kadar hiçbir zaman böylesine anlamlı ve böylesine gerçekçi olmamıştı.

Çarşıda-pazarda, evde-iş yerinde insanımızın en çok duyduğu ve yarın ne olacak endişesiyle kullandığı kelime artık “zam” olmuştur.

İktidar, “Görme ev İşitme Kaybı” Yaşıyor

Bakınız; akaryakıt ürünlerine Cuma günü gelen zammın ardından Pazartesi günü de tekrar 23 kuruşluk bir zam daha geldi.

Elektrik ve doğalgaza gelen zamlar da aynı şekilde. Daha kış gelmeden insanımızı kışı nasıl geçirebileceklerine ilişkin “kara kara düşünür” hale getirmiştir.

Ahi kültür, gelenek ve değerlerine sahip esnafımız ise, müşterilerine birkaç gün önce 10 liraya sattığı bir ürünü bugün 15 liraya satmaktan utandıklarını söylemektedirler.

Market çalışanları, fiyat etiketi değiştirmekten yorulduklarını belirtmektedirler.

Fakat iktidar olmanın sorumluluğunu vicdanlarında ve omuzlarında hissetmesi gerekenler, bu gerçekleri görmüyorlar, insanımızın her geçen gün artan şikayetlerini duymuyorlar. Veya (en kötüsü) görmezlikten ve duymazlıktan geliyorlar

İktidar, uzunca bir süredir sanki “görme ve işitme kaybı” yaşıyor. Veya öyle görünmeyi tercih ediyor.

Daha da vahimi, problemlere gerekçeler üretmekle meşguller.. Veya başka türlü vicdanlarını tatmin edemiyorlar.

Faiz lobisi, döviz lobisi, soğan lobisi, market lobisi… Ekonomi kötüye gittikçe, ülkemizin kazandığı tek şey icat edilen yeni lobiler! Belki de bu lobilerin mucitleri de muhtemelen yine kendileri.

Çok net ifade etmek gerekirse; bu anlayışla ülke yönetilemez, ekonomi de düzlüğe çıkarılamaz!

Dolar Rekor Üstüne Rekor Kırıyor

Muhterem  arkadaşlar; tüm bu zamların yanında ABD Doları ve diğer yabancı paralar her geçen gün rekor üstüne rekor kırıyor, TL de bu paralara karşı değer kaybediyor.

İlginç olan da, diğer tüm paralar karşısında değer kaybeden ABD Dolarına karşı Türk Lirasının her geçen gün değer yitirerek erimesidir.

Sadece Dolar karşısında değil; adı krizlerle anılan ülkelerin para birimleri karşısında dahi Türk Lirası günden güne eriyor, değer kaybediyor.

Ak Parti’nin iktidara geldiği 3 Kasım 2002’den bu yana Türk Lirası’nın, Dolar karşısındaki değer kaybının ne kadar olduğunu biliyor musunuz?

Çok ama çok acı ve çarpıcı bir gerçek ki; kayıp %550’nin üzerindedir!

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin ilk günü olan 25 Haziran 2018’de Dolar 4,55 dolayında idi. Bu süre içinde Türk Lirasının Dolar karşısındaki değer kaybı %100. (Dün gece itibariyle Dolar=9.31 idi.)

Yani o günden bugüne, Sn. Cumhurbaşkanı’nın tüm yetkiyi eline aldığı o günden bugüne yaklaşık 3,5 senede geldiğimiz durum ise ortadadır.

Dolar bugün 10 lirayı test eder seviyelere gelmek üzeredir.

Evet, vatandaşlarımız, memur ve emeklilerimiz, emekçilerimiz maaşlarını Dolar olarak almıyorlar. Ancak, hükümetin ileriyi gözleme basireti noksanlığından ülkenin gıda ihtiyacını, pazarladıkları ürünlerin %80’i ithal malı olan AVM ve zincir marketlerine bağımlı hale getirmesi sonucu Dolardaki bir kuruşluk artışın bile sofralarımıza yansımasına engel olamıyoruz, ve gittikçe fakirleşiyoruz. Doğru, biz Dolarla maaş almıyoruz fakat tükettiğimiz ve ürettiğimiz gıda ve diğer zorunlu ihtiyaç maddeleri Dolara endeksli olarak fiyatlandırılıyor.  Bundan daha etkili, “insanımızı fakirleştirme politikası” olur mu?

Ayrıca hükümetin uyguladığı “Dolar garantili ihaleler” “Dolar garantili kamu- özel işbirliği projeleri” nedeniyle her geçen gün daha çok borçlanıyoruz ve gelecek nesillerimizin borç yükü giderek ve sürekli bir şekilde artıyor.

77 Dolar Nerede?

Tüm bu gelişmeler yaşanırken; vatandaş olarak her gün ekmeğimiz daha da küçülürken; iktidar da yanlışlarında ısrar ediyor ve  hatalarında vites yükseltmeye devam ediyor.

Merkez Bankası gibi, bağımsız olması gereken kuruluşlarımız yıpratılıyor, 20 ayda 4 Merkez Bankası Başkanı değiştiriliyor.

O da yetmemiş olacak ki; iki Başkan Yardımcısı ve bir PPK üyesi gece yarısı kararnamesiyle görevden alınıyor, ve tabii piyasalar altüst ediliyor.

Değerli arkadaşlar; iktidar sanki yemin etmişcesine olmaması gereken ne varsa oldurmaya çalışıyor, atılmaması gereken ne kadar adım varsa atıyor, uygulanmaması gereken ne kadar yanlış politika varsa uygulanıyor.

Bu yanlışlıkları ise her gün bir başkasına mâl ediyor; sonuçta bunun faturasını ise milletimiz ödüyor. İktidar sarhoşluğu denilen şey sanırım bu olsa gerek.

Ak Parti 2003 yılında iktidara geldiğinde, Dolar kuru 1.49 TL benzin litre fiyatı ise 1.80 TL. dolayında ve 100 TL ile 56 litre benzin ( bir depo) alınabiliyordu. 2021 yılına gelindiğinde Dolar kuru 9.30’u geçmiş, benzin litre fiyatı ise 8 TL’yi aşmış durumdadır. Vatandaşın kazandığı 100 lira ile ancak 11 litre benzin alınabilmektedir ( bir deponun sadece 1/5’i). Merhum politikacılarımızdan biri sağ olsaydı, aradaki 44 litre benzini kim içti, diye sorar ve bunun kimlere doğru akıtıldığını bilmek isterdi?. Vatandaş olarak bizim de bu soruyu sorma hakkımız yok mu? En azından bunu sormak vatandaşlık görevimiz değil mi?

Bu yılın başında yaklaşık 380 Dolara denk gelen asgari ücret, bugün ortalama 303 Dolara tekabül ediyor.

Şimdi yine vatandaşlık hakkımızı kullanıyoruz ve soruyoruz; zaten açlık sınırının altında bir ücrete mahkum edilen milyonlarca emekçimizin cebinden bu 77 Doları kim aldı? Buna kimler sebep oldu? Bu para kimlere ve nerelere gitti?

“128 milyar dolar nerede” sorusuna cevap veremeyen/vermeyen sorumluların, en azından bu “77 Dolar nerede” sorusunun cevabını vermeleri gerekir!

Kötü Gidişata Hep Birlikte Son Verebiliriz

Muhterem arkadaşlar, şunu herkesin bilmesini isterim:

Enflasyon, hiçbir zaman ülkelerin kaderi değildir. Enflasyonist politikalar hükümetlerin tercihidir. Unutulmamalıdır ki, DIŞ FAKTÖRLER VE KURAKLIK, SAVAŞ ve TABİİ AFETLER GİBİ DURUMLAR DIŞINDA, EKONOMİ GÜVEN İÇİNDE VE TABİİ İŞLEYİŞİNDE (YANİ HÜKÜMETLERİN MÜDAHALESİ OLMAKSIZIN) BULUNDUĞU MÜDDETÇE BİR ÜLKEDE ENFLASYON OLAYININ MEYDANA GELMESİ MÜMKÜN DEĞİLDİR. Dolayısıyla, ülkemizde yaşanan enflasyon siyasi irade doğrultusunda yaşanmaktadır. Hükümetin hiç kimseyi veya kesimi töhmet altında bulundurmasına gerek yoktur. Önce iradesini düzeltmesi ve bu iradeyi hakkaniyet esasına göre kullanması gerekmektedir.

Muhterem arkadaşlar; vicdan ve aklı selim sahibi kimsenin hakikaten üzülmemesi mümkün değildir. Milletimizin zor durumda bulunduğunu da hepimiz biliyoruz. Fakat bugünkü iklime bakıp da karamsar olmanın da gereği yoktur. Milletimiz bu tür nice iklimlerden kurtulma feraset, basiret ve faziletini göstermiş bir millettir.

Biz Saadet Partisi olarak, bu ülkede;

-Adaleti kamil manada tesis ederek, güven ve huzur ortamını yeniden hakim kılarak,

-Kutuplaşma ve çatışma iklimine son vererek, israf ve borca dayalı yatırımlara dur diyerek,

-Üretimi esas alan yatırımlara hız vererek ve atamalarda siyasal sadakati değil, ehliyet ve liyakati gözeterek bu kötü gidişata son vermeye kararlıyız.

Milletimizin ekmeğini büyütmeye, insanımızın çarşı-pazardan filesini doldurarak dönmesini sağlamaya, alın terinin karşılığının her geçen gün değer kaybetmesine son vermeye kararlıyız.

İnanın, bu asla  zor değildir. Sadece ve sadece bir zihniyet değişikliğine; öncelik ve tercihlerimizi gözden geçirmeye ihtiyaç vardır.

Bu kötü gidişata, her gün yeni bir zamla güne başlamaya hiç kimse mahkum değildir ve olmamalıdır. Gerçekten de millet olarak yakalandığımız döviz kuru, yüksek faiz, yüksek enflasyon, cari açık ve dış borç sarmalından kararlı bir şekilde hep birlikte kurtulabiliriz ve bu sefalete son verebiliriz.

Bu inançla sözlerime son veriyor, katılımınız için hepinize teşekkür ediyor, hayırlı günler diliyorum.”

Hibya Haber Ajansı

Cevap bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.